04 Şubat 2010
Blogun tam ismi 'Sisteki Goriller, Pigmelerle Dans ve AIDS Yetimleri' şeklindedir. Blogun hikayesi, Sisteki Goriller isimli film ile başlamış. Tamam bir hayat hikayesi. Yaşamdan bir kesit. Günden güne çok enteresan ve bir o kadar da ilginç bir günceye dönüşmüş. Adeta, Afrika'da bir kadın belgeseli!
Meltem Yaşar, hayatını değiştirecek bir karar verir ve hayallerine yelken açar; Pigmelerle Dans blogunda Uganda ve Ruanda günlerini anlatmaya başlar daha sonrası ise tam bir Afrika rehberi. Olayda gezi boyutu olsa da gezi blogu demek ne kadar doğru olur bilemiyorum daha çok yaşam tarzı demek lazım esasında. Yeni bir hayat!
Birçok insanın hayallerinin gündelik bahanelere sıkışıp yapılamayacağını düşünmesine karşı, işte yapılabilirliğinin kanıtıdır Pigmelerle Dans blogu. Nasıl yapmış böyle bir şeyi, nasıl karar vermiş herşeyi anlatmış blogunda. Yazar hakkında Victoria Gölü başında cevapladığı 20 soruya 80 cevap yazısı ile geniş bilgiye de ulaşabilirsiniz.
Böylesine farklı bir günlüğü yeni keşfedebilmiş ve blogun tanıtımını yeni yapmış olmaktan dolayı biraz içim buruk. Daha önceden keşfedebilirdim. Vakitsizlik, bazı güzelliklerin keşfini zorlaştırabiliyor. Hayallerin ertelenmesinin de en büyük sebebi olan yine aynı bahane vakitsizlik, beni de buldu. Ama hiç birşey için geç değildir, öyle değil mi?
Böylesi bir hayat hikayesini kaçırmamalısınız, mutlaka göz atın. İçinizden bir an; gezmek, farklı yerler görmek ve hayallerinizin peşinden koşma... fikirleri parıldamaya başlayacak. Sizi cesaretlendirecek emin olun.
14 Mayıs 2009

Noni küçükken ablamla kendi aramızda uydurduğumuz "tatlım,canım" anlamına gelen bir kelimeydi. Noni şimdi anılarımı, aşklarımı, sevinçlerimi, hüzünlerimi paylaştığım küçük terapi alanım...
Ana kategorilerim arasında alışveriş, moda, yeme-içme, sinema, tiyatro, kitap, sergi, konser, çeşitli konularda tavsiyeler ve tabii kedilerim yer alıyor.
12 Mayıs 2009
"...Galatasaray taraftarıyım. Ali Samiyen müdavimiyim. Camii-leri gezmeyi severim. Amatör olarak fotoğraf cekerim. Sinema olmazsa olmazımdır. Sigara içmem, alkol kullanmam, En çok kullandığım kelime tamam’ dır. Bugün olup yarın olmayan sıradan insanların içinde farklı biriyim. Aynen sen gibi… Aynen sen gibi bu dünya üzerinde; muhtemelen 75 km lik bir alan içinde doğdum büyüdüm, arkadaş edindim, okuluma gittim, kah üzüldüm, kah sevindim ve en sonunda sessiz sedasız öleceğim..."27 Nisan 2009
Bu sayfada hayata dair tüm gözlemlerimi bulacaksınız. Neredeyse her gün yazıyorum... Birtakım olaylarda kişi,mekan ve önemsiz ayrıntıları özellikle belirtmiyor ya da değiştirerek yazıyorum. Kişilerin yaşadıklarını, gözlemlerimi, eleştrilerimi paylaşıyorum.Bu tanıtım yazısı "rahatyazar" isimli blogun yazarı tarafından yazılmıştır.
Siz de kendi sitenizi/blogunuzu tanıtmak isterseniz, blogumda var olan izleyiciler arasına kaydolduktan sonra blogunuz hakkında detaylı bir mail (takiplistem@gmail.com) atmanız veya Blog Tanıtım adresindeki formu doldurmanız yeterli olacaktır.
23 Nisan 2009
Ana kategorileri; Yaşama Dair, Yüreğimden Geçenler, Şiir Tadında, Hayat Bİr Oyun, Kim Ne Demiş, İçime Mutluluk Kaçtı.
Bu tanıtım yazısı,"Evrenin Dünyası" isimli blogun yazarı tarafından yazılmıştır.
Siz de kendi sitenizi/blogunuzu tanıtmak isterseniz, blogumda var olan izleyiciler arasına kaydolduktan sonra blogunuz hakkında özgün ve detaylı bir mail (takiplistem@gmail.com) atmanız veya Blog Tanıtım adresindeki formu doldurmanız yeterli olacaktır...
17 Nisan 2009
Pire için yorgan yakarım yakmakla kalamaz yaktığım yorgana ağlarım sonra neden ağladığımı unutur şen kahkahalar atarım kızgın olduğunda çevremdeki herkesi kızdırırım neşeli anımda herkesi güldürürüm icat çıkarmayı çok severim çıkardığım icatlara ben bile şaşar kalırım.Sabah erken kalmayı severim akşam erken yatmaktan nefret ederim.Yaşlılarla sohbeti çocuklarla muziplik yapmayı ve ukalalara haddini bildirmeye bayılırım.Başka dünyalara yolculuk ederim memnun kalmazsam yolculuğu yarıda keserim :)İnsanların mistik güçlerine inanırım bir gün kendimi ışınlamak umuduyla yaşıyorum.Bu konuyla ilgili icad çalışmalarım büyük bir hızla devam etmekte. Kısacası Ömür boyu öğrenci olmayı tercih edenlerdenim cehaletim ise bundan ötürü....Bu tanıtım cümlesi, 'Ateş Böceği' isimli blogun yazarı tarafından yazılmıştır. Siz de kendi sitenizi/blogunuzu tanıtmak isterseniz, bana blogunuz hakkında detaylı bir mail (takiplistem[@]gmail.com) atmanız veya Blog Yorumunu, Yaz, Gönder, Paylaş! adresindeki formu doldurmanız yeterli olacaktır.
15 Nisan 2009
I am the hero that every culture needs.Bu tanıtım yazısı, şuan için 164 İzleyeni olan 'Voodoo Girl' isimli blogun yazarı tarafından yazılmıştır. Siz de kendi sitenizi/blogunuzu tanıtmak isterseniz bana blogunuz hakkında detaylı bir mail (takiplistem[@]gmail.com) atmanız veya Blog Yorumunu, Yaz, Gönder, Paylaş! adresindeki formu doldurmanız yeterli olacaktır.
14 Nisan 2009
“Lan internet, lan bilgisayar, lan msn!!! Sizin yüzünüzden manyak oldum. Sizin yüzünüzden 3 öğün yemeğimi yarım saate sıkıştırıyorum artık. Şu koltuğa japon yapıştırıcısıyla zamklandım sanki. Resmen kök saldım monitörün önünde. Otlaştım. Tomurcuklar açıyorum artık. Yeni yaşamlara fırsatlar tanıyorum ama benim hala canım sıkılıyor. Anlamıyorsun beni... Anlamıyorsun bilgisayarım. Anladığında iş işten çoktan geçmiş olacak. Hain bir virüsün casus RNA'sıyla orijinalliğimi kaybedeceğim önce. Kendi DNA'mın değil, şerefsiz bir virüsün yaşam-kalım makinesi olacağım. İçimde copy paste olan binlerce virüs beni parçalayacak sonra ve sana bulaşacak. İşte o zaman sadece benim için değil, senin için de çok geç olacak bilgisayarım. Göreceksin." GM
Adeta teknolojinin ve özellikle internetin hayatımıza müdahale etmesine verdiğimiz izinlerden dolayı yüzümüze farkında olmadan yediğimiz yumrukları anlatan bu sözleri aşağıdaki video ile özdeşleştirmek istedim.
Amacını x'i bulmak, beyin kası yapmak, dünyayı kurtarmak olarak özetleyen, şizofren günlükleri ile kişisel git-gel yaşadığını internet âleminde afişe eden, DNA’sını neden sonuç ilişkisi yardımı ile çözümlemeye çalışan, Oscar Wilde’nin "Aptallık en büyük günahtır" sözünü benimseyerek, Konversten karşıtı bir yazarın güncesidir.
Yer yer iyi, süper, harikulade… esprilerin yer yer de farklı bir espri anlayışı ile gıcıklığa doğru giden yazıları ile karşılaşabileceğiniz bu blogda; okuma, anlama, ders çıkarma yoktur. Farklı noktalardan, farklı konulara espri dairesi sınırları dâhilinden ya da haricinden ezberleri bozmaya çalışan yaklaşımlar vardır.
”Mühendis-i Geyik” okuyucuları belli bir salamura süresinden sonra; geyikçi, geyik uzmanı, geyik mühendisi, geyik mezunu, geyikist, gibi unvanları almayı hak ederler.
Açık ve seçik bir yazım diline sahip, şöyle ki; ’Okurken zorla memnun kalmaya çalışmayın! Yazıdan cacık olmayacak gibiyse somurtun. Tepkinizi gösterin.’ “Eleştirilmek istenen, başarmayı da istemiş olmaz mı?” Sorusu akıl karı değildir birçoğumuz için. Hatta eleştirilmek dünyanın sonudur. Kimlik, kapasite, eğitim vs. sorgusu yapılır. Oysaki, eleştirilebilen her şey gelişime açıktır. Gelişime açık olan illa ki bir gün gelişecektir. Tabi sadece karşı tarafın eleştirisini bekleyerek gelişmeyi ümit etmektense, kendi öz eleştirimizi yapabilmek ve kendi gelişimimizde kendimizin gelişime katkı oranını %50 den yukarıya çıkarmamız, birey olabilmemiz için daha faydalı bir yoldur. (Shortcut)
Blog yazarı kendine güveniyor; ‘bu kadar bilimsel başka bir site daha bulamazsın bu âlemde’ şeklinde de iddialı. Kişisel tavsiyem; Dilbert’i sevmeyenler okumasın…” Şartlar hazırsa, buyrun”
Dilbert's Mother: Can he live a normal life?
Doctor: No, he will be an engineer
13 Nisan 2009
Gitmeliyim o haldeUzaklara...
Bir daha dönmemek üzere..
Yelken açmalıyım
Bilinmezliklere ...
Kırılan umutlarım
Büsbütün tükenmişken
Vazgeçmeliyim
İmkansız sevdamdan ..
Sen değil sevgilim
Ben olmalıyım
Kaybeden
Sana kalan benden
Son bir gül geriye
İşte, bak
O da ellerinde…
Sızım
"Duygusallık insanı kemirir, yer, bitirir" ya da şair veya yazar yapar! Bunun örnekleri internet âleminde fazlası ile var. Her âşık, her sevilmeyen, her sevilenin... kendince duygu yoğunluklarını boşalttıkları, boşalttıkça türettikleri, türettikçe güzelleştirdikleri sayfaları mevcut. Aradan seçim yapmak gerçekten zor hatta imkânsıza yakın. Zira her insanın duygu anlatım gücü farklıdır. Bu farklılıkların tesirleri de okuyucunun kişiliğine ve o an ki ruh haline göre farklı algılanabilir. Her tanıtılanı, her sevileni, her her her diye giden listeleri her insan beğenmeyebilir. Yâda sevilen birinin önermesi ile herkes ilgi gösterebilir ve onu popülerleştirebilirler.

Peki, bu gibi durumlarda hangi kriterler göz önüne alınmalıdır? Google'ın dahi en önem verdiği kriterlerden biri özgün olabilmektir. Okuyucuyu çekmeniz için öncelikle, özgün bir konularda kendinize özgün yazılar yazabilmektir. Sırf insanların pür dikkat kesileceğini düşündüğünüz için bir konu başlığını alıp zoraki yazılar yazmanız, kendinizden ödün vermenize sebep olabileceği gibi ve sizi olduğunuzdan farklı bir benliğe sürükleyebilecektir. Popülerliğin kurbanı olmamak adına, kendimizi hiçbir etki altında kalmadan (ki bunu yapabilmek zordur, ama yapabilen büyük bir işin altına imza atmış demektir) kendi istediğimiz gibi ifade edebilmeliyiz. İfade özgürlüğünün bilinçli üyeleri olabilmeliyiz.
Günlük hayatından kesitler sunan, damdaki adam yazarı kendini daha çok ve öncelikle şiirleri ile ifade etmeyi tercih ediyor. Bunun yanında biraz sinemadan, biraz kendi içi dünyasından, bazen hobilerinden, biraz yüzleştiği gerçeklerden de bahseder. Kendine özgün anlatımları ve şiire olan merakı göz önüne alındığında takip edilmesini öneriyorum. Bu önermede, film koleksiyoncusu olduğunu öğrenmiş olmamın da yadsınamaz etkisi var kabul ediyorum.
24.01.08 tarihinde blog hayatına adım atan damdaki adam, Sade bir blogger teması kullanıyor, 56 İzleyeni var.
"Soğuk bir gece yarısı dar ve ıssız bir sokakta arkandan gelen kara bir kedi gibi gelir peşinden ve dolanıverir paçalarına gerçeğin yüzü." Gerçeklerden kaçamazsın, öyleyse buyrun; gerçekler ile yoğurulmuş, aşk ile süslenmiş, acı ile beslenmiş,... şiirlere.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)

