11 Ekim 2009



Kendini deli olarak tanımlamaktan çekinmeyen birinin blogunu ziyaret etmek ister misiniz?

21 Ağustos 2009


Her Ne Kadar Bilgisayar Adına Desemde Sonradan İşi Kişiselliğe Vurup Hertelden Yazmaya Başladığım Bir Blog..

Bu tanıtım yazısı "PcKolog-Blog" isimli blogun yazarı tarafından yazılmıştır.

12 Mayıs 2009

"...Galatasaray taraftarıyım. Ali Samiyen müdavimiyim. Camii-leri gezmeyi severim. Amatör olarak fotoğraf cekerim. Sinema olmazsa olmazımdır. Sigara içmem, alkol kullanmam, En çok kullandığım kelime tamam’ dır. Bugün olup yarın olmayan sıradan insanların içinde farklı biriyim. Aynen sen gibi… Aynen sen gibi bu dünya üzerinde; muhtemelen 75 km lik bir alan içinde doğdum büyüdüm, arkadaş edindim, okuluma gittim, kah üzüldüm, kah sevindim ve en sonunda sessiz sedasız öleceğim..."

30 Nisan 2009


Serdar Kocaoğlu blogunda internet, bilişim, web, güvenlik, güncel haber ve makaleler... ve daha bir çok farklı konu hakkında yazılarına yer veriyor.

Sitesinde kullandığı Etiketleri: açıklama, animasyon, araştırma, başarı, Bilişim, blogspot, cep telefonu, Düşünce, edebiyat, eğlenceli, ekonomi, elektronik, facebook, farkındalık, feedburner, film tanıtım, finans, Güncel, güncel haber, güvenlik, haber, haberleşme, hayat, hayvanlar, iletişim, internet, javascript, kalbim, kalite, Kariyer, kelimeler, kırmızı, Kişisel, kurban, kurban bayramı, Küre, makale, microsoft, mühendis, mutluluk, nükleer enerji, oyunlar, paylaşım, polonya, Programlar, rahat, resim, resimler, sağlık, sistem, sosyolog, spam, switch, tasarım, tekno, Teknoloji, telefon, terör, trend, Türkiye, uygulamalar, virüs programı, Virüsler, web sitesi, windows, windows vista, windows xp, yazılım, yazma

28 Nisan 2009


"Bana bi haller hasıl oldu.havada durdum şahitlerim var."

27 Nisan 2009

Bu sayfada hayata dair tüm gözlemlerimi bulacaksınız. Neredeyse her gün yazıyorum... Birtakım olaylarda kişi,mekan ve önemsiz ayrıntıları özellikle belirtmiyor ya da değiştirerek yazıyorum. Kişilerin yaşadıklarını, gözlemlerimi, eleştrilerimi paylaşıyorum.

Bu tanıtım yazısı "rahatyazar" isimli blogun yazarı tarafından yazılmıştır.

Siz de kendi sitenizi/blogunuzu tanıtmak isterseniz, blogumda var olan izleyiciler arasına kaydolduktan sonra blogunuz hakkında detaylı bir mail (takiplistem@gmail.com) atmanız veya Blog Tanıtım adresindeki formu doldurmanız yeterli olacaktır.

25 Nisan 2009

Bilinçaltlarına yerleşen "Kelebekler sadece dişi olur" algısına inat, Kelebeklerin erkek de olduklarını kanıtlamak için yazıyor. Bazen umarsız, bazen sıradışı, bazen hassas, bazen erotik, bazen aşk kokan yazılar yazıyor. Aynı zamanda bir şaşkın, heyecanlı, bazen de polemiklerin tam ortasında kalmış erkek bir kelebektir Digital Kelebek..

22 Nisan 2009

İçimde biriktirdiklerimle başladı hikaye... Gün geldi sığmadı içime... Taşmak istediler... Bende kaleme vurdum birikenlerimi... Biriktiler içimde ve ordanda döküldüler kaleme... Hepsi bu...

17 Nisan 2009

Pire için yorgan yakarım yakmakla kalamaz yaktığım yorgana ağlarım sonra neden ağladığımı unutur şen kahkahalar atarım kızgın olduğunda çevremdeki herkesi kızdırırım neşeli anımda herkesi güldürürüm icat çıkarmayı çok severim çıkardığım icatlara ben bile şaşar kalırım.Sabah erken kalmayı severim akşam erken yatmaktan nefret ederim.Yaşlılarla sohbeti çocuklarla muziplik yapmayı ve ukalalara haddini bildirmeye bayılırım.Başka dünyalara yolculuk ederim memnun kalmazsam yolculuğu yarıda keserim :)İnsanların mistik güçlerine inanırım bir gün kendimi ışınlamak umuduyla yaşıyorum.Bu konuyla ilgili icad çalışmalarım büyük bir hızla devam etmekte. Kısacası Ömür boyu öğrenci olmayı tercih edenlerdenim cehaletim ise bundan ötürü....

Bu tanıtım cümlesi, 'Ateş Böceği' isimli blogun yazarı tarafından yazılmıştır. Siz de kendi sitenizi/blogunuzu tanıtmak isterseniz, bana blogunuz hakkında detaylı bir mail (takiplistem[@]gmail.com) atmanız veya Blog Yorumunu, Yaz, Gönder, Paylaş! adresindeki formu doldurmanız yeterli olacaktır.

14 Nisan 2009

“Lan internet, lan bilgisayar, lan msn!!! Sizin yüzünüzden manyak oldum. Sizin yüzünüzden 3 öğün yemeğimi yarım saate sıkıştırıyorum artık. Şu koltuğa japon yapıştırıcısıyla zamklandım sanki. Resmen kök saldım monitörün önünde. Otlaştım. Tomurcuklar açıyorum artık. Yeni yaşamlara fırsatlar tanıyorum ama benim hala canım sıkılıyor. Anlamıyorsun beni... Anlamıyorsun bilgisayarım. Anladığında iş işten çoktan geçmiş olacak. Hain bir virüsün casus RNA'sıyla orijinalliğimi kaybedeceğim önce. Kendi DNA'mın değil, şerefsiz bir virüsün yaşam-kalım makinesi olacağım. İçimde copy paste olan binlerce virüs beni parçalayacak sonra ve sana bulaşacak. İşte o zaman sadece benim için değil, senin için de çok geç olacak bilgisayarım. Göreceksin."
GM

Adeta teknolojinin ve özellikle internetin hayatımıza müdahale etmesine verdiğimiz izinlerden dolayı yüzümüze farkında olmadan yediğimiz yumrukları anlatan bu sözleri aşağıdaki video ile özdeşleştirmek istedim.

'Slow Motion Punches to Face' - 'Yavaşlatılmış görüntü ile Yüze Atılan Yumruk'


Amacını x'i bulmak, beyin kası yapmak, dünyayı kurtarmak olarak özetleyen, şizofren günlükleri ile kişisel git-gel yaşadığını internet âleminde afişe eden, DNA’sını neden sonuç ilişkisi yardımı ile çözümlemeye çalışan, Oscar Wilde’nin "Aptallık en büyük günahtır" sözünü benimseyerek, Konversten karşıtı bir yazarın güncesidir.

Yer yer iyi, süper, harikulade… esprilerin yer yer de farklı bir espri anlayışı ile gıcıklığa doğru giden yazıları ile karşılaşabileceğiniz bu blogda; okuma, anlama, ders çıkarma yoktur. Farklı noktalardan, farklı konulara espri dairesi sınırları dâhilinden ya da haricinden ezberleri bozmaya çalışan yaklaşımlar vardır.

”Mühendis-i Geyik” okuyucuları belli bir salamura süresinden sonra; geyikçi, geyik uzmanı, geyik mühendisi, geyik mezunu, geyikist, gibi unvanları almayı hak ederler.

Açık ve seçik bir yazım diline sahip, şöyle ki; ’Okurken zorla memnun kalmaya çalışmayın! Yazıdan cacık olmayacak gibiyse somurtun. Tepkinizi gösterin.’ “Eleştirilmek istenen, başarmayı da istemiş olmaz mı?” Sorusu akıl karı değildir birçoğumuz için. Hatta eleştirilmek dünyanın sonudur. Kimlik, kapasite, eğitim vs. sorgusu yapılır. Oysaki, eleştirilebilen her şey gelişime açıktır. Gelişime açık olan illa ki bir gün gelişecektir. Tabi sadece karşı tarafın eleştirisini bekleyerek gelişmeyi ümit etmektense, kendi öz eleştirimizi yapabilmek ve kendi gelişimimizde kendimizin gelişime katkı oranını %50 den yukarıya çıkarmamız, birey olabilmemiz için daha faydalı bir yoldur. (Shortcut)

Blog yazarı kendine güveniyor; ‘bu kadar bilimsel başka bir site daha bulamazsın bu âlemde’ şeklinde de iddialı. Kişisel tavsiyem; Dilbert’i sevmeyenler okumasın…” Şartlar hazırsa, buyrun

Dilbert's Mother: Can he live a normal life?
Doctor: No, he will be an engineer

Dilbert Cartoon- Engineers