05 Mart 2009

Recep Hilmi Tufan'ın üç blogundan birisi olan "Türkçe Hataları" isimli blogu, Türkçenin kullanımındaki hassasiyeti ön plana çıkardığı gibi, eğitici, öğretici bir blogdur. Düzenli okuyucusu olursanız, eğitiminizi tamamlayabilirsiniz. Gerçi, Türkçe bu, tartışılacak konusu bitmez. De, mi, ki gibi bağlaçlar ayrı mı yazılır yoksa bitişik mi? 'Her şey' her zaman ayrı mı yazılır? 'Yalnız' mı yoksa 'yanlız' mı? 'Herkes' mi yoksa 'herkez' mi?

Türkçe Hataları hakkında yazarken hata yaptıysam ve bir gün bu yazıyı Recep okursa muhtemelen (%100 eminim ki) "şu, şu, şu yanlış sevgili sade" gibi bir tepki verecektir. Zira Türkçe yanlışlar konusunda, Recep şöyle diyor; "Türkçe yanlışlarını bulmak benim için bir hobi hâline gelmiş durumda. Herkes hobilerini yaparken zevk alır ama ben bu hobimi gerçekleştirirken çok üzülüyorum."

Bu yazılara bir başka bakış acısı getirmesi açısından ekşi sözlükte kalıplaşmış Türkçe hatalarından örnekler ararken karşılaştığım şu yazıyı da buraya eklemek istiyorum. Şöyle ki;

Çoğunlukla, dil dediğimiz şeyin zaman içinde stabil durduğunu, değişime uğramadığını zanneden yaklaşımlar tarafından hata kabul edilen hatalardır.

Atalarımız dediğimiz insan grubunun Türkçeyi açıp bir dilbilgisi kitabından öğrenip konuşmaya başladığını zannetmektir.

Ya da Türkçe sözlükler, dilbilgisi kitapları vs. yazıldıktan sonra orda yazılan kuralların insanların beynine kazınması gerektiğine inanıp, insanin ve konuştuğu dilin yaratıcılığını, doğasını reddetmektir.

Prescriptive, yani dilin gerçekte nasıl olduğunu, nasıl kullanıldığını açıklayan değil - ki buna descriptive denmekte- dilin nasıl olması gerektiğini dayatan yaklaşım biçimidir. (terimlerin Türkçe karşılıklarını bilmediğim için ayrıca özür dilerim)

Dil değişir. Bir dili konuşan insanlar örneğin "teşekkürler" diyorsa, o dilde artik "teşekkürler" kalıbı vardır.

edit: Türkçe karşılıklarını bilmesem de söyle diyebilirim;
prescriptive: dayatıcı
descriptive: açıklayıcı

Yorum
ozgurruya dedi ki...
Kelimelerin Soyağacı gibi bu blog da çok güzel ve öğretici bir blog. "Ben bu yanlışı da yapıyormuşum" dedirterek yanlışlarımızın farkına varmamızı sağlamaktadır.
Sade dedi ki...
Çok haklısın. Türkçemizin etkin ve doğru kullanımına katkı yapan her blogu takdir etmek lazım.
Recep Hilmi Tufan dedi ki...
Merhaba;

Yeni gördüm bu yazınızı. Çok teşekkür ederim övgüleriniz için. Ancak yazınızda çok fazla hata var. Hemen mi düzelteyim yoksa siz bir göz atar mısınız? :)

Tekrar çok teşekkür ederim tanıtım için...
Sade dedi ki...
Merhaba Recep,
Yaptığın işi takdir etmemek ne mümkün? Takdir edilesi blogların bir listesini çıkarmaya çalışıyorum. Umarım amacına ulaşır.

Türkçe hatalarımı düzeltmeye çalıştım. Ama hala yanlışım varsa düzeltelim zira ‘Türkçe Hataları’ isimli bir blogu tanıtırken Türkçe yanlışı yapmak alaycı bir tavır gibi algılanabilir.

Yorumun için teşekkürler.
Recep Hilmi Tufan dedi ki...
Öncelikle belirteyim ki blogumun adı "Türk Hataları" değil. :)

* "kullanımında ki" yanlış olmuş. Buradaki "ki" bağlaç değildir bu yüzden birleşik yazılmalıdır.

* "Türkçe bu tartışılacak konusu bitmez" cümlesinde "bu"dan sonra virgül gelirse bulanıklık ortadan kalar.

Diğer ufak yanlışlara pek dokunmadım. Onlar sadece bu yazıya özgü hızlı yazmaktan kaynaklanan hatalar gibi duruyor. Ayrıca noktalama işaretlerinden sonra bir boşluk bırakırsanız yazılarınız daha okunaklı olur. Kural da budur zaten.

Tekrar teşekkür ederim...
Sade dedi ki...
:)) hızlı düzenleme yaparken klavyenin azizliyi.

Belirttiğin yanlışları düzelttim. Eline sağlık.