02 Nisan 2009

Ne kadar kolay bir başkasına ait günlüklerin,harflerin,kıvrımların üzerinden geçmek sabahlara kadar. Başka hayatların üzerinden yürümek ne kadar kolay. Nasılsa ölen başkasıdır,yaşayan da. Yürek isteyen,insanın kendi hayatının üzerinden geçebilmesi. Yeniden yaşayabilmesi,yeniden ölmesi...

Nazan BEKİROĞLU / MOR MÜREKKEP

Kelimelerle oynamak herkesin harcı olmasa gerek. Her zaman çok kitap okumanın yazabilmek için ön koşul olduğunu düşünmüşümdür. Okumayan insan, yazdıkları ile okuyucularını memnun edemez. Peki, giderek endüstriyelleşen yaşamlarda okumak için pek az vakti kalanlar ya da bir şeyler okumak için tavsiye arayanlar ne yapmalı? Değerli yazarların yazılarından çokça alıntıların bulunduğu bu blog çözüm için iyi bir örnek.

“Beni aşkın yağmur olup yağdığı, zamanın aşka kurulduğu, aşkın zekât olarak verildiği coğrafyalara götürsünler istiyordum. Aşk ile yoğrulmak, aşktan yorulmak istiyordum.

Ayinini tamamladıktan sonra bitkin düşen bir aşk dervişi olmak istiyordum ve bütün ayinlerim aşk dairesinde dönmekten ibaret olsun istiyordum. Leyla'nın hasreti, hicranı, firkati içimi yaksın ve ahımın kıvılcımlarından gökler tutuşsun istiyordum.”İskender PALA / Babil'de ölüm İstanbul'da Aşk

“Bulaşık yıkarken dua et. Yıkanacak tabaklar olduğuna şükret; çünkü bu, yiyecek bir şeyler olduğunu, birilerini doyurduğunu, birileriyle ilgilendiğini, yemek yapıp sofra kurduğunu gösterir. O anda yıkayacak tek bir tabağı olmayan, sofra kuracağı hiç kimsesi olmayan milyonlarca insanı düşün.”Paulo Coelho / Portobello Cadısı

“Ama gözlerin sanatında yine de bir eksiklik var:
Gördüklerini çiziyorlar yalnız, yüreği tanımıyorlar.”William Shakespeare
...gibi birbirinden güzel alıntıların yer aldığı bu blogdan faydalanılabilir diye düşünüyorum. Ana başlıkları; Aforizmalar, Din, Duyuru, Deneme, Öykü, Şiir, Gündelik İsler, Kitap, Rasgele yazıları, Sanrılar/ım, Tanıtım şeklinde sıralanabilenecek olan blog 27.8.2007 tarihinde (Şaban ayının 15. gecesi) Berat kandili ile blog yazıları tarafından aktif edilmiş. Düzenli olamasa da ara ara yazdığı yazılara bir göz atılabilir, en azından teneffüs aralarınızda. Sayfasının altında reklam olarak paylaştığı bannerlardan da anlaşılacağı gibi sosyal sorumlulukları olan bir insan kendisi.

İlk kez blogcu altyapılı blog hakkında notlarımı paylaşıyorum. Bu blogu, Bloxoo da bulunan keşfet tuşu sayesinde ilk kez ziyaret etmiştim. O kadar çok blog var ki! Esasında sizlerinde katılımcı olmanızı çok isterdim, sevdiğiniz bir blog hakkında yaz yazıp cümle âlemle, ulu orta paylaşsanız keşke. Ben açayım da artık gerisi size kalmış. (Denemek isteyenlere: Blog Yorumunu, Yaz, Gönder, Paylaş!)

Şey Galip’in sözleri ile son bulsun yazı;

Ey felek maksadın ülfet mi adâvet mi nedir?
Yoksa ol mâh ile uşşâka
felaket mi nedir?
Ermeden vuslata hicrâna eriştik ammâ
Anlasam bâri
bidâyet mi nihayet mi nedir?


Ziyaret etmek isterseniz, sizi şöyle alalım.

25 Mart 2009

Yazıya en sevdiğim yazılarından birinden alıntı yaparak başlamak isterim; Billie Holiday'in dediği gibi:
"Günaydın kalp acısı, Oturmayacak mısın? Beni en iyi tanıyan sensin."

Depresifliğin zirvelerinde dolaşırken aylak aylak, ayaklar çıplak, y. içmiş Akineton, yapay bir huzur.


Sevdiğim bir yazısından sonra da akıl yetmezliği yaşadığım kork! isimli yazısına geçeyim;
"isimlerden kork. isimler kimlik üzerinde kudrete sahiptir. başkaları isimleri silah olarak kullanabilir. isimler senin boyutlar boyunca izlenmene sebep olacak kancalardır.
isimsiz kal, ve güvende ol.

ben isimsiz olanım
."
İsimsiz olmak ve güvende olmak! Çok mu felsefik olmuş? Ben mi anlayamıyorum? isimsiz ol takip edileme, silik ol hayatta, bir iz bırakma,... bak şimdi kızdım ama... Mantıksız geldi bana. Her yazıda güzel olacak değilya ama çoğuda güzeldir bakmayın siz bana! Her insan bir dünyadır! Bu sözüde her söylediğimde Şebnem Ferah'ın şarkı sözleri geliyor aklıma; "İçine girdiğin küçük kaygan deliği yeni ve büyük bir dünya mı sandın?"

Ne... isimli bir yazısında paylaştığı şiir de şöyle;
...
orada tanrının biliniyor kuşlar
kadınlar tanrının biliyor kuşları
ve soruyorlar ona
tanrım ne yaptık sana
kuşlarının kanatlarını mı kırdık
ne yaptık sana

tanrı sessiz
annem kadar sessiz
bakarak
neden bekliyorsunuz burada
diyordu kalanlara
...
gibi farklı şiir leri de bulabileceğiniz bir blog. Bazen farklı resimlerle de blogunu şenlendirmiş.


En garipsediğim özelliği, her zaman etiket kullanmaması (Bazı yazılarında etiket mevcut), blog içinde güzel bir döndü sağlayabilmek için bence etiket her blog için gerekli. Şuan itibari ile 23 İzleyici var. Sade bir blogger teması kullanıyor.

Son olarak, Türkiye'nin ilk rap albümünü yapan o günlüğüne kurulan bir habere göre de tekrar bir araya gelip albüm yapacağını işittiğim, Cartel, Evdeki ses isimli şarkı geliyor hep aklıma bu bloga girdiğimde nedense;

Evdeki ses evdeki ses bam bam,
Mikrofonda Kerim ter akıyor sırtımdan,
Kolay değil böyle rap'te yerinde durmak,
Zıplamak hoplamak çılgın gibi bağırmak,
İçimden geliyor vahşice kudurmak,
İyi dinle gerçekler şimdi başlayacak...


Ne kadar derin o kadar ses, ne kadar ses o kadar derin mi? Cartel dedik Karakan'ı da yad etmeden olmaz; Al sana, al sana, "Deep Sound" Hadi hadi yandan. Var mi bize yan bakan?!

30 Ocak 2009

Yersiz yurtsuz bir vatandaşın güncesi. Haliyle zamansızlıktan mıdır bilinmez sadece 1 (bir) film izlemiş ulu şahsiyettir. Eminim daha fazla izlediğine, zamansızlık bilirim. Yolculuk kiti ile her daim yörüngeye oturmaya hazır yolcu kıvamlı gezgin. Kendi hakkında konuşmak hepimize zor gelmez mi? O'na da gelmiş biraz biraz...Dolmuş yolculukları çekilmez en güzeli dergi okumaktır, o ise her yolu deniyor. eee nede olsa yolculuk kiti var.

Deneme yanılma yöntemiyle yazı yazan, yazdıkça açılan, yaran, yardıran, İşte böyle biri.

30 Aralık 2008

Kalem aklın dilidir. Deneme, hikaye, şiir,... 'e adadıysanız kendinizi ve keşfedilmeyi bekleyen (belki de keşfedilmiştir de benim haberim yoktur) bir yazar adayı ile kısa bir yolculuğa çıkmak farklı ve enterasan olabilir.

Şehir - Şiir
...Anlayabilmek lazım bir şehri
İçindeki tüm renkleri görüp
Her rengin bütüne anlam kazandırdığını bilerek.



Atasözü: Ağacı kurt, insanı dert yer.
Ağaç kurdu, içine yerleştiği bir ağacı veya tahtayı özünden, içten içe yiyerek çürütür ya da kurutur. Dert ve üzüntü de tıpkı ağaç kurdu gibidir. İnsanı içten içe yıpratır, perişan eder, dayanıksız kılar, yiyip bitirir.

Demiş ki; güneşin ilk ışıkları usul usul düşmeye başlamıştı toprağa... hava soğuktu ve üşüyordu canlı cansız ne varsa... üşüyordu tüm zevat... esavir ile klipleştirilen şiiri. neden hep? ile Nedenleri arayışı! ben çocukken ile kendini paylaşması, sandıklarının sanmadıkları olması ile, İşte o bir kutup zencisi.



Atasözü: Aç ne yemez, tok ne demez.
Yoksul kişi ihtiyaç duyduğu şeyin en kötüsüne bile razı olur; iyisini, kötüsünü arayacak durumda değildir. Oysa varlıklı kişi için durum farklıdır, o her zaman daha iyisini ister, en güzel şeylerde bile bir kusur bulur, mırın kırın eder.

26 Aralık 2008

Afrika-ManzaraEtkiye doğru tepkiyi verebilenleri severim. ''Kırmızı Günlük - İçimdeki hayat dışımda ki ben'' ile belli dertleri savunan, kendi çapında dert edinen, dertlenen, paylaşan bir blog.

"Bir elinde cımbız, bir elinde ayna, dünyanın umurunda değil, ama dünya o'nun umurunda..." diyerek kendini vurdumduymazlar ayrı bir yerde olduğunu savunan ve yazıları ile de buna ışık tutmaya çalışan sade ve tatmin edici içeriği ile ziyaret edilebilir. Dikkat çeken bir başlık olabilecek "Afrika'da yaş 34, yolun yarısı!" yazısı ile dertlerinin gerçekçiliğini en azından vurdum duymazlardan ayrıldığını kanıtlıyor.

İlgi çekiçi yazıdan bir alıntı,
...Sınır Tanımayan Doktorlar Grubu’nun (MSF) yayınladığı kriz listesinde 2008’in payına düşen “En Büyük 10 İnsani Kriz” başlığı altında; ekonomik çöküşün yaşandığı Zimbabve’de ortalama insan ömrünün 34 yıla kadar düştüğü bilgisi verilmiş. Bilimin onca uzatma çabasına(!) rağmen kısalan, kısaltılan, kısalttığımız insan ömrü...
Son olarak denemeleri de var. Deneme denemekten daha iyi deneme olurmu. Belkide bir cevherdir toprak altından çıkartılmayı bekleyen ya da bir kelebektir kozaya girerken herkesin ümidi kestiği bir tırtıl misali. Kırmızı Günlük

Bu blogun, Türkiye'de ziyaret edilen blog ve siteler içinde Alexa sıralaması : 30,899 dır. Takip listem blogunda Günlük kategorisi altında Blog Tanıtımı yapılmıştır.

25 Aralık 2008

Kendisi için tanımlaması ''div ile başladı hayatım footer le bitti, bir header kadar mülk edinemedim.'' olan ezik taşralı kız ''Siminya'' megolamanyaklığı ile hayal gücü eşliğinde yazdığı yazıları ile sınırları zorlamakla kalmayarak, baş kaldırı ve isyanlarını da yer vermiş. Ana sayfadaki "Benim adım neydi?" isimli yazısı ilgimi çekti. Yeni nesil yazarlar, sanırım bu tarz abzürt konulara olan talebe cevabı en iyi verenler.

"Eniştemi öpüp geldim" isimli diğer bir yazısıdan ilgi çekiçi bir alıntı da şöyle;

-Ooo baldız hoş gelmişin özlettin kendini yav (!)
- sağlam dikiş at bırak teğeli enişte
- ha ha çok komiksin demiş miydim daha önce ?
-demiştin,ben sana düzinelerce düzenbaz demiş miydim ?
-misafirsin kalbini kırmayım
-dene bakalım kırılacakmı
-ya gitte misafir gibi zıbar ! gece gece asabımı bozma !
- misafir gibi çemkireceğim, maksadım gece gece asabını bozmak
-iyi ben yatıyorum al montumu ona çemkir
- montunda kadın resmi bulursam tükürürüm
-sonrada ablana ver o kolleksiyon yapıyor !?)/

İşte Siminya'nın dünyasına bir adet giriş bileti sizleri bekliyor; Siminya Kimdi, Neydi gibi sorularla uğraşmayın hayal dünyasına bırakın kendinizi, biraz gevşeyin. Böylesi çok daha güzel!

Siminya, Türkiye'de ziyaret edilen siteler içinde Alexa sıralaması 8,595. dır. Gayet başarılı bir Alexa değeri. Takip listem blogunda Hayal gücü kategorisi altında Blog Tanıtımı yapılmıştır.